5 Ocak 2014 Pazar

Fcuk off 2013 !!!


Herkese merhaba,
Spoiler alert: Bu yazı ciddi ve samimi olacaktır, geyik yapılamayacak kadar önemli siyasal konular içerir!
2014 yılına hele şükür girebildik.Bana sorarsanız 2013 çok olumsuz bir yıldı.Kendi hayatım hallaç pamuğu gibi oradan oraya savrulmakla geçti. Eşimle iş nedeniyle ayrı şehirlere taşınmak zorunda kaldık, hayallerimin bahçeli kır evini bırakıp İstanbul’a taşındım, köpeklerimden birini sahiplendirmek zorunda kaldım, 15 kilo aldım, pek çok maddi manevi sıkıntılar yaşadım/yaşıyorum. Ama daha da önemlisi bu yıl ülke olarak çok gerildik ve üzüldük. Ülkemiz açısından en çok beni üzen şey Gezi olaylarında sırf gösteriye katıldıkları için hayatlarını kaybeden ve yaralanan arkadaşlarımız oldu. Üstelik bu cinayetleri işleyenler doğru dürüst birer ceza bile almadılar…


Buna rağmen Gezi olayları beni ülkeme bağlayan yegâne şey oldu diyebilirim. Tüm aşırı tepkilere, orantısız müdahalelere rağmen bu ülkede düşünen ve sorgulayan gençlerin var olduğunu ve ailelerin de onlara canı yürekten destek verdiğini gördük. Muhalefetin yetersiz kaldığı noktada gençlerin ses çıkarabildiğini gördük. Yargının ne hale geldiğini/getirildiğini ve ülkede adalet diye bir kavram ve bunu gerçekleştirecek bir kurum kalmadığını gördük. Devlette hep olduğu fısıldanan ama hiç ortalara dökülmeyen/dökülemeyen yolsuzlukları gördük yılın son günlerinde… Buna rağmen hala tek bilgiyi televizyondan almaya çalışan, aldıklarıyla haklıyı/haksızı karıştıran eğitimsiz bırakılmış, tebaaya çevrilmiş bir halkın ne kadar itaatkâr olabileceğini gördük. Özetle, zor bir yıldı ama öğretici bir yıldı dostlarım.
Peki, bir genel hatlarıyla hatırlayalım bu nalet yılda neler olup bitmiş:
·         Ocak ayı başlarında  'Deprem Dede' olarak bilinen Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara vefat etti 
·         Ortaköy'deki Galatasaray Üniversitesi'nin 142 yıllık tarihi ana binasında yangın çıktı. Binanın büyük bir bölümü kullanılamaz hale geldi. 
·         Sanatçı Müslüm Gürses hayatını kaybetti. 
·         Venezuelalı politikacı ve ülkenin devlet başkanı, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nin (PSUV) lideri olan Chávez hayatını kaybetti. 
·         Usta tiyatrocu Metin Serezli hayata veda etti. 
·         Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde patlamalar oldu. 40 kişinin öldüğü, 100 kişinin yaralandığı açıklandı. 
·         Alkol ile ilgili düzenlemeleri de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Gece saat 22.00'den sonra perakendede alkol satışı yasaklandı.
·         Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, Taksim Gezi Parkı’nda 5 ağaç yerinden söküldü. Durumu gören Taksim Dayanışma Bileşenleri Platformu üyeleri iş makinesinin önüne geçerek yıkımı durdurdu. Bu tarihten sonra yaşananlar haftalarca sürecek bir eylemin başlangıcıydı. 
·         Tüm Haziran ayı Gezi Parkı protestolarıyla geçti.  Tüm yurtta yönetim karşıtı gösteriler düzenlendi ve 6 kişi gösterilere yapılan polis müdahalesi sonucu hayatını kaybetti. Lobna günlerce komada kaldı, yeni yeni yürümeye ve konuşmaya başladı, hala tedavisi sürüyor. Başına biber gazı kapsülü gelen Berkin ise halen komada…
·         Eylül’de ünlü sanatçı, tiyatrocu, aile ve gönül dostumuz Tuncel Kurtiz hayatını kaybetti. 
·         Kasım ayında Gazeteci Savaş Ay gırtlak kanseri tedavisi gördüğü Samatya' daki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. 
·         Kasım ortasında ise ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Nejat Uygur hayatını kaybetti. 
·         Aralık ayının başında Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ilk siyahî devlet başkanı Nelson Mandela hayatını kaybetti. 
·         17 Aralık 2013 ‘te ise yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında aralarında bakan çocukları, belediye başkanı, banka yöneticileri ve işadamlarının da bulunduğu 37 kişi gözaltına alındı.  
·         Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun etkileri sürüyor. Bakan, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar istifa ettiğini açıkladı. 

Gördüğünüz gibi bir sürü olaylar, kargaşalar, vefatlar almış yürümüş.Vefat edenlerin hepsine saygılarımı sunuyorum.Onlar kendi alanlarında çok çok önemli insanlardı...
Sonuç olarak 2013 ‘ü hiç sevmedim, inşallah 2014 hem bizlere hem ülkemize mutluluk ve huzur getirir.

28 Aralık 2013 Cumartesi

Long distance relationship still sucks!

Herkese merhaba,
Uzun süren ev arayışları, araya giren kurban bayramı, taşınma telaşı ve dağ gibi masraf ve borç silsilesinden geçerek İstanbul’a taşındım. Evet taşındım. Beyim gelemedi. Kendileri halen Ankara’da ve iş arama süreci devam ediyor. Bense İstanbul’da kedim ve köpeğimle yaşam mücadelesi veriyorum. Hayatımın büyük bölümünde İstanbul’da yaşadım, üniversite için gittiğim Ankara’da evlendim ve 3 yıl kadar daha orada yaşadım. Oradaki her gün doğduğum ve hayallerimde muhteşem olan bu şehre geri dönmeye çalıştım. Ancak burada 3 ay yaşayınca gördüm ki Ankara ne güzelmiş ya!!
Şimdi aldığımızın yarısı kadar parayla Ankara’da kraldık, burada ise ancak alt orta sınıfa giriyoruz!     Bu kadar pahalı, bu kadar kalabalık ve bu kadar yorucu olduğunu unutmuşum bu şehrin. Bana gelip de deniz var ama diye bik bik konuşmasın kimse! Denizi gören mi var? Sabah işe akşam eve gidip geliyoruz. Limanda filan çalışmıyorsan - ya da deniz kıyısında bir restoranda –kimsenin deniz filan gördüğü yok. Bir de dikkatimi çekti Melih Gökçek’in yıllar süren ağaçla-ormanla mücadelesinin sonunda bile Ankara daha yeşil. Valla bak. Ki orası daha karasal daha kuru bir yer ama daha yeşil. En azından Çayyolu ve ODTÜ civarı öyleydi.
Bir de güya ailelerimiz burada olduğu için geldik İstanbul’a da insanları göremiyorsun ki! Herkes çok yoğun! Kimi kırkından sonra yüksek lisans yapıyor (annem),kimi fotoğrafçılık kursuna gidiyor, kiminin o gün günü var?! Zar zor bir gün belirlediğinde de 3 saat yol gidiyor 2 saat görüşebiliyorsun! Şaka gibi! Trafik artık çıldırmış. Şehre göçün sürekli teşvik edilmesi, toplu konut ve rezidans projeleriyle her tarafın tıklım tıklım doldurulması ve bunlar yapılırken hiçbir altyapı çözümünün düşünülmemesi sonucunda İstanbul ve İstanbullu berbat duruma gelmiş. Herkeste bir sinirlilik, bir saldırı modunda olma, bir yerlere yetişme çabası ve sürekli gerginlik… Ve hala mevcut belediye başkanını savunanlar var. Pes! Tamam, İstanbul hep kalabalıktı, trafik hep vardı ama son on yılda nüfusun 4 milyon artmasının ve yıl ortalama 350 bin (11 yılda = 3.850.000) aracın trafiğe çıkmasının da baya bir etkisi olmuş belli ki!
Aman efendim toplu taşıma kullanın diyenler yoktu öldürmek istiyorum onları! Olm sen hiç hayatında metrobüse bindin mi? Binebildiysen afferim zaten. Çünkü binebilmek –özellikle ara duraklardan-bayağı zor bir aşama. Binip de hayatta kalabildiysen bir afferim daha. Ha binip de iffetini koruyabildiysen –zira en zoru bu- üç yıldızlı beş puan yavrucum.
Bunun yanı sıra Marmaray projesiyle birleştircez deyip belli rotalardaki tek ulaşım aracı olan banliyö trenlerini kaldırmalar mı istersin, İDO’ nun keyfine göre ay bugün havalar bulutlu, seferler iptal oldu çıkışları yapan bir kuruma dönüşmesini mi istersin bilemem. Ama bildiğim ve tecrübe ettiğim şu ki İstanbul’da adam gibi seyahat edilebilecek toplu taşıma sistemi kalmamış.
Yani burası zor bir şehir anacım. Bir de yalnız kadın olmak, evi ve hayvanları tek başına çekip çevirmek bir taraftan yeni girdiği iş yerinde kendini kanıtlamaya çalışmak zor. Bazen E’nin İstanbul’da iş bulmasını sırf her sabah kalkıp köpeği gezdirmek zorunda kalmamak ya da kedinin kumunu temizlememek için istediğim bile oluyor. Hatta çoğunlukla bunun için istiyorum! Evin derdi sorunu bitmiyor ki tesisatı, elektriğim bilmemne. Bir yerini yaptırıyorsun diğer yanı bozuluyor… Evde birinin daha olup birtakım işleri üstlenmesine öyle ihtiyacım var ki…
Bununla birlikte ilişkimiz altın aylarını yaşıyor. Ben burada yaşam mücadelesi verirken adam orada bir arkadaşının bekâr evinde kalıyor ve hayatının baharına geri dönmüş durumda! Basketbol maçlarına gitmeler, arkadaşlarla buluşup DOTA atmalar, kokoreç-midye-kebap üçlüsüyle beslenmeler… Bir mutlu bir mutlu… Bu nedenle de acayip sevimli ve uyumlu. Ne desem evet diyor, bebeğim diyor da başka bir şey demiyor. Meğer tek ihtiyacımız her şeyi benim üstlenmem, onun da tüm sorumluluklarından arınmış olmasıymış. Onun bu mutluluğu iyice sinirime dokunmaya başladı. O yüzden dua ediyorum bir an önce İstanbul’da iş bulsun ve gelsin J

13 Eylül 2013 Cuma

Long distance relationship sucks!

Yes it does. It sucks!

İki haftadır gelemediğim evimde köpeklerimden ve kedimden gördüğüm coşkulu karşılamayı eşinden göremeyen biri olarak hayat boyu karşı olduğum uzun mesafeli ilişki sorunsalının tam da içinde yer aldığımı fark ettim.Teşekkürler hayat ! Yine planlarımın içine ettin.Yine yeni maceralar ve zorluklar çıkardın..

İş yeri yeni başlayan bizlere taşınma vs. için 2 gün idari izin verdi ve dün soluğu Ankara'da aldım. Geldiğim ilk gece -otobüste üşüttüm herhalde- korkunç bir baş ağrısı ve mide bulantılarıyla geçti. Bugünse iyileşmek için tüm gün dinlendim ve kendime gelmeye çalıştım.Tam romantik bir gece geçireceğiz diye sevinirken E bey uyuyakaldı! Ona da bir şey diyemiyorum klasik Cuma akşamı yorgunluğu yaşıyor. Sonuç anksiyete ve  tatlı krizi eşiğinde bir kadın!!

Hayatım boyunca asker yolu gözleyen kadınları ve onları beklemeye mecbur eden adamları ezikledim, asla uzun mesafeli bir ilişki yaşamak istemediğimi ve asla kimseyi beklemeyeceğimi söyledim durdum.İşte! Hayat bir büyük konuşmamı daha bana yediriyor.

Bu arada E nin işiyle ilgili hiç bir gelişme yok ve beklemedeyiz.Allah 'ım bana yardım et! Neyse ki 2 daha evimdeyim ve bana mutluluk vermek için tasarlanmış harika hayvanlarım ve bahçemde kızarmış domateslerim var.

Needeceük? Ya sabır deyip buna da sabredeceük...Yapacak başka bir şey var mı? Gidip sufle yapıym bari
,evde dondurma da vardı...

7 Eylül 2013 Cumartesi

Düşünceler düşünceler...


                                              


Sıkıntılıyım sıkıntılıyım...Sıkıntılardan sıkıntı, öflemelerden öfleme pöfleme beğeniyorum..Hadi diyorum merviş sıkıntılar biraz hafiflesin, biraz kendine gel öyle yazarsın..Şimdi uyuz uyuz yazılar yazıp hem kendinin hem okuyanların içini karartma ... Ama bitmiyor ki mübarek..!

Bir taraftan ülkemin hali bir taraftan benim halim bir türlü düzelemiyor, görünen o ki her ikisinin de kendine gelmesi için zamana hem de uzun zaman ihtiyacımız var...Yani sabırlı olmak, beklemek ve vazgeçmemek lazım...Atar yapmadan sakince ama kararlı davranmak lazım...Tam da benim gibi aslan burcu sabırsız  bir kadına göre bir iş...

Öncelikle gezi olayları,gazetecilerin ve diğer muhalif kişilerin patır patır işten çıkarılması, ardından Mısır olayları ve bu olaylar karşısında devletimizin aldığı tavırlar, bunların üstüne Suriye görüşmeleri ve son olarak da ODTÜ ormanına yapılan hukuksuz ve rant amaçlı saldırı ülkeyi gerim gerim germekle kalmayıp ekonomimizi ve haleti ruhiyemizi de mahvetti.Yapabildiğimiz tek şey hayati tehlikeyi göze alıp gösterilere katılmak ve sosyal medya aracılığıyla görüşlerimizi paylaşmak. Ne yapabiliriz ki ? Demokrasi dediğimiz muhteşem populist sistem bizi sandığa kadar beklemeye mecbur ediyor.... :(

Kendi hayatımla ilgili ise tam bir kaos yaşıyorum.Hayatımın en iyi iş fırsatını yakalayıp eşimle ortak bir karar alarak geçici olarak kalmak üzere İstanbul'a ailemin yanına geldim. Bu plana göre ben işe başlayacağım, E. iş bulup İstanbul'a gelecek,birlikte ev tutup mutlu mesut yaşayacağız.

Buraya kadar herşey mantıklı idi. Tabi ki bnm muhterem kocam İngiltere'de iş bulmasaydı...Adamın ilk etapta iş aramasına sebep olan şey benim kariyer planlarımdaki değişiklik iken şimdi bana ben gideyim sen de gel orda yaşayalım yapması beni benden alıyor!!

Bir taraftan bir aydır bulunduğum şehirdeki trafik, kirlilik, pahalılık ve hoyratlık beni tiksindiriyor, çocuklarımı -şu an düşünmesek bile bir gün olacak elbet- bu pis ve sağlıksız şehirde yetiştirmek isteyip istemediğimden emin olamıyorum , bi taraftan -artık 26 yaşıma geldim,- İngiltere'ye gidip döndüğümde iş bulamamaktan ve kariyer potansiyelimi harcamaktan korkuyorum... Bir taraftan E için 3 sene boş boş Ankara 'da yaşadığımı hatırlayıp fedakarlık yapma sırasının şimdi onda oldugunu düşünüyorum, diğer taraftan onun da bir kariyeri oldugunu ve onun kararlarına saygı göstermem gerektiğini düşünüyorum...Of ki ne of..

Tükendim demiş miydim ?










11 Nisan 2013 Perşembe

Yine bir sınav yeni bir sınav yeni bir ben... mi acaba?

Evet baba tarafından kalma genetik üşengeçliğim yüzünden uzun süredir ihmal ettim yazmayı, biliyorum.. Zaten şu hayatta neyi istikrarlı bir şekilde sürdürebildim ki acaba? Hımm evliliği sanırsam o da benden cok gocamın kararlı ve düzgün bi insan olmasından kaynaklanıyor.. Bir de kendimi bildim bileli şikayet eden, eleştiren ve çemkiren bi insan olmuşumdur ama sanırım bu bi meziyet sayılmaz...Bir de her gece yatmadan önce mutlaka okurum , bir gazete sayfası, kitap, takvim yaprağı farketmez üç dört satır okur öyle uyurum ancak. Evet bireysel olarak sürdürdüğüm istikrarlı davranışlarım iki adet olduguna göre buraya da neden devamlı ve düzenli yazamadığım anlaşılıyor... Bir taraftan özel ders vererek geçinmeye ççalışmak, ev borcu ödiycem diye ekonomi yapmaya kasmak, bi taraftan hiç anlamadığı /temelinin olmadığı bi alanda -ekonomi- master yapmaya çalışmak, ev- bahçe kedi- köpek derken gerçekten hiç bişe yapmaya halim ve vaktim olmuyor. Her ne kadar çoğu zaman insanlar bıdı bıdı vaktim yok, çoğ yoğunum deyince dudak büzüp yarat o zamn, önemseseydin yapardın diyip tribe girsem de bazen olmayınca olmuyor okuyucu ..Öyle yani.. İnan depresyona girip paso uyuyasım ; şeker çikolataya abanasım var ama bu haklarımı okuldan mezun oldugum ilk yıl kullandığım ve aldığım o kiloları hala veremediğim için yapamıyorum. Bi de hedeflerim falan var artık: masterı bitiriciim, ankarada bi üniversitede işe giriciim, gre- toefl da top yapıp yurtdışında doktora yapıciiim etcetera etcetera... Peki okuyucu sorarım sana bnm hayatım ne zaman düzene gircek? Ne zaman rahata ericiim? Ne zaman maddi- manevi sıkıntı çekmiycek fekat hep şirinler gibi mutlumesut yerleşik bi hayata erişiciiim? Sanırsam hiç bir zaman .. Çünkü ben kurtluyum. Ne işin var akademiylen neyin, gir kpss ye gir devlete işine git gel çocuk doğur otur kocanla mutlu mutlu yaşa di mi? Olmaz ! Yetmez çünkü bana, neden mi manyağım da ondan! Yok yok annem öyle programladı da ondan.. Sen en iyisini yapmalısın/ olmalısın , şöyle okumalısın böyle çalışmalısın... Aha böyle tatminsiz başarı odaklı mutsuz bi kadın çıkıyor ortaya sonuçta! Teşekkürler!! ( gene mutsuzluğumun tüm suçunu ve sorumluluğunu anneme yüklediğime göre artık huzur içinde uyuyabilirim canlarım) neyse tüm gün econ çalışıp kafamda hiç bişe tutamadığım için biraz isyankarım bu gece, yarınki sınav geçsin bişiyciğim kalmaz inş. Hadi ben gittim mujks !

16 Aralık 2012 Pazar

Serrose'dan Teşekkür Çekilişi







yolunneresindeyim adlı bloguyla Japonya 'dan bildiren Serrose harika bir teşekkür çekilişi yapıyor.

Çekilişe katılmak istiyorsan tıkla ve taa caponyalardan bavullarda taşınıp gelen harika hediyeleri kazan :)

Arkadaşım bir de video çekmiş o da burda. Hadi bakalım hop hop bol şanslar  :)

Wonder Woman Olmak Lazım

Herkese merhabalar uzun süredir ortalarda yoktum biliyorum, bunun için sorry :) 

Aslında her gun ana sayfaya giriyor, kim ne yazmışsa saatlerce okuyorum .
Sanırım ben yazmaktan çok okumayı seviyorum :) 

Ama sizlerle paylaşmak,sizlere yazmak istediğim öyle çok şey birikti ki! Neyse olucak olucak, zamanla daha sık yazabileceğim.

Bir de yazamamamda geçtiğimiz süreç içinde çok yoğun ve yorgun olmamın da etkisi olmuş olabilir. 
Zira kötü niyetli insanların yönetici kademesinde yer aldıgı saçma işyerimden ekonomi alanında yüksek lisansa - mastera başlamamı da bahane ederek ayrıldım.

Özel ders vererek hayatımı kazanabilecegimi ve akademik gelişimimi sürdürebilecegimi düşünüyorum.Artık ögleden sonraları okula -Hacettepe Universitesi- akşamları ise özel derse gidiyorum. Evet her gün hem okul hem de özel dersim var bazı günler iki ögrenciye birden gidiyorum !! Valla bu ara değil blog yazmak kaşımı bıyığımı alacak vakti bulamadım ! Yine de Allah bereketini kesmesin tabii..

Bir de yeni bir ev satın aldık,taşındık evin eksiğiydi işiydi derken kardeşinizin başını kaldıracak, yemek yapacak hali bile kalmadı.



Neyse şimdi ufak ufak dönem sonuna yaklaşıyoruz,dersler biraz düzene oturdu, ev de her gecen gün biraz daha oturuyor gibi- inşallah !

Şimdi de yılbası için hazırlıklara başladım.Yılbaşında İstanbul'daki kardeşlerimi ve kuzenleri bize cagırdım-8 kişi- ve yılbası akşamı büyük bir parti vereceğiz .O yüzden hem pişirilecekler hem ağacın kurulması, evin süslenmesi hem de hediye trafiği içinde koşturmalara devam edeceğim :)  

Sizler nasılsınız? Evli, kedili ve çocuksuz benim yoğunluğum evli, çocuklu ve çalışan annelerin yoğunluğunun yanında hiçbir şeydir muhtemelen!

Neyse şimdilik gitme vakti, esen kalın efem :)