siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2014 Pazartesi

Ayrışma- Ayrıştırma!

İşin aslı bu ayrışmalardan, bölünmelerden çok sıkıldım. Ülkemizde giderek artan kutuplaşma insanların birbirlerini belli kalıplara sokmaya çalışmasına, anlamak yerine bizden-bizden değil sınıflandırmasına neden oluyor. Bu durum özellikle benim gibi ne içindesindir çemberin ne de dışında insanlarını fena halde zor durumda bırakıyor.
Ben Allah inancı olan bir Müslüman’ım. Ramazan’ın gelmesini heyecanla bekler, muhteşem iftar davetleri verir, paramız olmasa bile fitremizi ödemeye dikkat eder, her Kurban Bayram’ında gerekirse ek hesaba girer kurbanımızı keserim. Bunların hepsine bayılırım. Lakin ne namaz kılarım, ne başörtülüyüm ne de kadının yerinin evi olmasını savunurum. Ama Kuran-ı Kerim’de geçen her şeyin doğru ve aksi iddia edilemez olduğunu sadece benim uygulamadığımı-uygulayamadığımı düşünürüm. Tam tersi alkol kullanır,  kadın erkek dans etmeyi, bikiniyle denize girmeyi, kadının bağımsızlığını, eşcinsel özgürlüğünü,  evlilik dışı ilişkiyi vs. savunurum. Evimde her daim kedi- köpek bulunur ve bunun evime melek girmemesine neden olacağı söylemini aşırı saçma bulurum. Hem meleğin benim evimde işi ne? Her daim oradalarsa baya müstehcen şeyler de görüyor olmalı... Stalker gibi bir şey mi melekler? Hadi evdeler diyelim; o kadar ahlaksızlık, hırsızlık, yalan dolana geliyor da kedi köpek olunca mı gelmiyor? Meleklerin de tek derdi kedi köpekti…
Bunların bir kısmının İslamiyet’te yeri olmadığını bilirim, bir kısmının da yobaz çevirilerle manipulatif şekilde yorumlandığını düşünürüm. Doğru ya da yanlış.  So what? Herkes dinini anladığı ve yaşamak istediği gibi yaşar ve kimseye de hiçbir şey söylemek düşmez. Herkesin mezarı ayrı,  amel defteri ayrı. Yani başka insanların inancını ya da inançsızlığını istediği gibi yaşayabilmesini savunurum.
Ne AKP’den haz ederim ne CHP’den. Uzun süre Ankara’da siyasi partilerle çalışmış ve ODTÜ’de Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okumuş biri olarak siyasetin idealist nedenlerle değil dünyevi menfaatlerle yapıldığını, çoğu partinin ideolojileri konusunda tutarlı ve samimi olmadığını bilirim.
Bugünlerde ne zaman birine inançla ilgili görüşümü söylesem, AKP’li mi olduğum soruluyor. Yaşamla, özgürlüklerle ilgili bir yorumda bulunsam CHP’li olduğum düşünülüyor. Neden insanları kategorize etmek için bu kadar hevesliyiz?  Kişilerin belirlenmiş kutuların dışında düşünebileceğini yaşamak isteyebileceğini neden kabullenemiyoruz? Çünkü öylesi kolay. Bundan acayip baymaya başladım.
Buradan halka seslenmek istiyorum: Eyy insanları sınıflandırmayı seven kardeşlerim, insanları siyah-beyaz, iyi-kötü, dindar-dinsiz diye ayırmak yanlıştır. Her siyah-beyazın içinde biraz gri, her iyinin içinde biraz kötülük, her inançsızın içinde biraz inanç vardır. İktidar sahipleri muhalefet partinin güçsüz olduğunu bilerek kasıtlı olarak bölüyor toplumumuzu, dindarlar bana oy verir dinsizler muhalefete demeye getiriyor. Bu iktidar oyunlarına alet olmayın, bakış açınızı daraltmalarına izin vermeyin, ufkunuzu geniş tutun. İnsanı Yaratandan ötürü sevmeyi hatırlayın…
Hadi kalın sağlıcakla…
Merve

5 Ocak 2014 Pazar

Fcuk off 2013 !!!


Herkese merhaba,
Spoiler alert: Bu yazı ciddi ve samimi olacaktır, geyik yapılamayacak kadar önemli siyasal konular içerir!
2014 yılına hele şükür girebildik.Bana sorarsanız 2013 çok olumsuz bir yıldı.Kendi hayatım hallaç pamuğu gibi oradan oraya savrulmakla geçti. Eşimle iş nedeniyle ayrı şehirlere taşınmak zorunda kaldık, hayallerimin bahçeli kır evini bırakıp İstanbul’a taşındım, köpeklerimden birini sahiplendirmek zorunda kaldım, 15 kilo aldım, pek çok maddi manevi sıkıntılar yaşadım/yaşıyorum. Ama daha da önemlisi bu yıl ülke olarak çok gerildik ve üzüldük. Ülkemiz açısından en çok beni üzen şey Gezi olaylarında sırf gösteriye katıldıkları için hayatlarını kaybeden ve yaralanan arkadaşlarımız oldu. Üstelik bu cinayetleri işleyenler doğru dürüst birer ceza bile almadılar…


Buna rağmen Gezi olayları beni ülkeme bağlayan yegâne şey oldu diyebilirim. Tüm aşırı tepkilere, orantısız müdahalelere rağmen bu ülkede düşünen ve sorgulayan gençlerin var olduğunu ve ailelerin de onlara canı yürekten destek verdiğini gördük. Muhalefetin yetersiz kaldığı noktada gençlerin ses çıkarabildiğini gördük. Yargının ne hale geldiğini/getirildiğini ve ülkede adalet diye bir kavram ve bunu gerçekleştirecek bir kurum kalmadığını gördük. Devlette hep olduğu fısıldanan ama hiç ortalara dökülmeyen/dökülemeyen yolsuzlukları gördük yılın son günlerinde… Buna rağmen hala tek bilgiyi televizyondan almaya çalışan, aldıklarıyla haklıyı/haksızı karıştıran eğitimsiz bırakılmış, tebaaya çevrilmiş bir halkın ne kadar itaatkâr olabileceğini gördük. Özetle, zor bir yıldı ama öğretici bir yıldı dostlarım.
Peki, bir genel hatlarıyla hatırlayalım bu nalet yılda neler olup bitmiş:
·         Ocak ayı başlarında  'Deprem Dede' olarak bilinen Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara vefat etti 
·         Ortaköy'deki Galatasaray Üniversitesi'nin 142 yıllık tarihi ana binasında yangın çıktı. Binanın büyük bir bölümü kullanılamaz hale geldi. 
·         Sanatçı Müslüm Gürses hayatını kaybetti. 
·         Venezuelalı politikacı ve ülkenin devlet başkanı, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nin (PSUV) lideri olan Chávez hayatını kaybetti. 
·         Usta tiyatrocu Metin Serezli hayata veda etti. 
·         Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde patlamalar oldu. 40 kişinin öldüğü, 100 kişinin yaralandığı açıklandı. 
·         Alkol ile ilgili düzenlemeleri de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Gece saat 22.00'den sonra perakendede alkol satışı yasaklandı.
·         Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, Taksim Gezi Parkı’nda 5 ağaç yerinden söküldü. Durumu gören Taksim Dayanışma Bileşenleri Platformu üyeleri iş makinesinin önüne geçerek yıkımı durdurdu. Bu tarihten sonra yaşananlar haftalarca sürecek bir eylemin başlangıcıydı. 
·         Tüm Haziran ayı Gezi Parkı protestolarıyla geçti.  Tüm yurtta yönetim karşıtı gösteriler düzenlendi ve 6 kişi gösterilere yapılan polis müdahalesi sonucu hayatını kaybetti. Lobna günlerce komada kaldı, yeni yeni yürümeye ve konuşmaya başladı, hala tedavisi sürüyor. Başına biber gazı kapsülü gelen Berkin ise halen komada…
·         Eylül’de ünlü sanatçı, tiyatrocu, aile ve gönül dostumuz Tuncel Kurtiz hayatını kaybetti. 
·         Kasım ayında Gazeteci Savaş Ay gırtlak kanseri tedavisi gördüğü Samatya' daki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. 
·         Kasım ortasında ise ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Nejat Uygur hayatını kaybetti. 
·         Aralık ayının başında Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ilk siyahî devlet başkanı Nelson Mandela hayatını kaybetti. 
·         17 Aralık 2013 ‘te ise yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında aralarında bakan çocukları, belediye başkanı, banka yöneticileri ve işadamlarının da bulunduğu 37 kişi gözaltına alındı.  
·         Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun etkileri sürüyor. Bakan, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar istifa ettiğini açıkladı. 

Gördüğünüz gibi bir sürü olaylar, kargaşalar, vefatlar almış yürümüş.Vefat edenlerin hepsine saygılarımı sunuyorum.Onlar kendi alanlarında çok çok önemli insanlardı...
Sonuç olarak 2013 ‘ü hiç sevmedim, inşallah 2014 hem bizlere hem ülkemize mutluluk ve huzur getirir.