kadın erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2013 Cumartesi

Long distance relationship still sucks!

Herkese merhaba,
Uzun süren ev arayışları, araya giren kurban bayramı, taşınma telaşı ve dağ gibi masraf ve borç silsilesinden geçerek İstanbul’a taşındım. Evet taşındım. Beyim gelemedi. Kendileri halen Ankara’da ve iş arama süreci devam ediyor. Bense İstanbul’da kedim ve köpeğimle yaşam mücadelesi veriyorum. Hayatımın büyük bölümünde İstanbul’da yaşadım, üniversite için gittiğim Ankara’da evlendim ve 3 yıl kadar daha orada yaşadım. Oradaki her gün doğduğum ve hayallerimde muhteşem olan bu şehre geri dönmeye çalıştım. Ancak burada 3 ay yaşayınca gördüm ki Ankara ne güzelmiş ya!!
Şimdi aldığımızın yarısı kadar parayla Ankara’da kraldık, burada ise ancak alt orta sınıfa giriyoruz!     Bu kadar pahalı, bu kadar kalabalık ve bu kadar yorucu olduğunu unutmuşum bu şehrin. Bana gelip de deniz var ama diye bik bik konuşmasın kimse! Denizi gören mi var? Sabah işe akşam eve gidip geliyoruz. Limanda filan çalışmıyorsan - ya da deniz kıyısında bir restoranda –kimsenin deniz filan gördüğü yok. Bir de dikkatimi çekti Melih Gökçek’in yıllar süren ağaçla-ormanla mücadelesinin sonunda bile Ankara daha yeşil. Valla bak. Ki orası daha karasal daha kuru bir yer ama daha yeşil. En azından Çayyolu ve ODTÜ civarı öyleydi.
Bir de güya ailelerimiz burada olduğu için geldik İstanbul’a da insanları göremiyorsun ki! Herkes çok yoğun! Kimi kırkından sonra yüksek lisans yapıyor (annem),kimi fotoğrafçılık kursuna gidiyor, kiminin o gün günü var?! Zar zor bir gün belirlediğinde de 3 saat yol gidiyor 2 saat görüşebiliyorsun! Şaka gibi! Trafik artık çıldırmış. Şehre göçün sürekli teşvik edilmesi, toplu konut ve rezidans projeleriyle her tarafın tıklım tıklım doldurulması ve bunlar yapılırken hiçbir altyapı çözümünün düşünülmemesi sonucunda İstanbul ve İstanbullu berbat duruma gelmiş. Herkeste bir sinirlilik, bir saldırı modunda olma, bir yerlere yetişme çabası ve sürekli gerginlik… Ve hala mevcut belediye başkanını savunanlar var. Pes! Tamam, İstanbul hep kalabalıktı, trafik hep vardı ama son on yılda nüfusun 4 milyon artmasının ve yıl ortalama 350 bin (11 yılda = 3.850.000) aracın trafiğe çıkmasının da baya bir etkisi olmuş belli ki!
Aman efendim toplu taşıma kullanın diyenler yoktu öldürmek istiyorum onları! Olm sen hiç hayatında metrobüse bindin mi? Binebildiysen afferim zaten. Çünkü binebilmek –özellikle ara duraklardan-bayağı zor bir aşama. Binip de hayatta kalabildiysen bir afferim daha. Ha binip de iffetini koruyabildiysen –zira en zoru bu- üç yıldızlı beş puan yavrucum.
Bunun yanı sıra Marmaray projesiyle birleştircez deyip belli rotalardaki tek ulaşım aracı olan banliyö trenlerini kaldırmalar mı istersin, İDO’ nun keyfine göre ay bugün havalar bulutlu, seferler iptal oldu çıkışları yapan bir kuruma dönüşmesini mi istersin bilemem. Ama bildiğim ve tecrübe ettiğim şu ki İstanbul’da adam gibi seyahat edilebilecek toplu taşıma sistemi kalmamış.
Yani burası zor bir şehir anacım. Bir de yalnız kadın olmak, evi ve hayvanları tek başına çekip çevirmek bir taraftan yeni girdiği iş yerinde kendini kanıtlamaya çalışmak zor. Bazen E’nin İstanbul’da iş bulmasını sırf her sabah kalkıp köpeği gezdirmek zorunda kalmamak ya da kedinin kumunu temizlememek için istediğim bile oluyor. Hatta çoğunlukla bunun için istiyorum! Evin derdi sorunu bitmiyor ki tesisatı, elektriğim bilmemne. Bir yerini yaptırıyorsun diğer yanı bozuluyor… Evde birinin daha olup birtakım işleri üstlenmesine öyle ihtiyacım var ki…
Bununla birlikte ilişkimiz altın aylarını yaşıyor. Ben burada yaşam mücadelesi verirken adam orada bir arkadaşının bekâr evinde kalıyor ve hayatının baharına geri dönmüş durumda! Basketbol maçlarına gitmeler, arkadaşlarla buluşup DOTA atmalar, kokoreç-midye-kebap üçlüsüyle beslenmeler… Bir mutlu bir mutlu… Bu nedenle de acayip sevimli ve uyumlu. Ne desem evet diyor, bebeğim diyor da başka bir şey demiyor. Meğer tek ihtiyacımız her şeyi benim üstlenmem, onun da tüm sorumluluklarından arınmış olmasıymış. Onun bu mutluluğu iyice sinirime dokunmaya başladı. O yüzden dua ediyorum bir an önce İstanbul’da iş bulsun ve gelsin J

13 Eylül 2013 Cuma

Long distance relationship sucks!

Yes it does. It sucks!

İki haftadır gelemediğim evimde köpeklerimden ve kedimden gördüğüm coşkulu karşılamayı eşinden göremeyen biri olarak hayat boyu karşı olduğum uzun mesafeli ilişki sorunsalının tam da içinde yer aldığımı fark ettim.Teşekkürler hayat ! Yine planlarımın içine ettin.Yine yeni maceralar ve zorluklar çıkardın..

İş yeri yeni başlayan bizlere taşınma vs. için 2 gün idari izin verdi ve dün soluğu Ankara'da aldım. Geldiğim ilk gece -otobüste üşüttüm herhalde- korkunç bir baş ağrısı ve mide bulantılarıyla geçti. Bugünse iyileşmek için tüm gün dinlendim ve kendime gelmeye çalıştım.Tam romantik bir gece geçireceğiz diye sevinirken E bey uyuyakaldı! Ona da bir şey diyemiyorum klasik Cuma akşamı yorgunluğu yaşıyor. Sonuç anksiyete ve  tatlı krizi eşiğinde bir kadın!!

Hayatım boyunca asker yolu gözleyen kadınları ve onları beklemeye mecbur eden adamları ezikledim, asla uzun mesafeli bir ilişki yaşamak istemediğimi ve asla kimseyi beklemeyeceğimi söyledim durdum.İşte! Hayat bir büyük konuşmamı daha bana yediriyor.

Bu arada E nin işiyle ilgili hiç bir gelişme yok ve beklemedeyiz.Allah 'ım bana yardım et! Neyse ki 2 daha evimdeyim ve bana mutluluk vermek için tasarlanmış harika hayvanlarım ve bahçemde kızarmış domateslerim var.

Needeceük? Ya sabır deyip buna da sabredeceük...Yapacak başka bir şey var mı? Gidip sufle yapıym bari
,evde dondurma da vardı...

7 Eylül 2013 Cumartesi

Düşünceler düşünceler...


                                              


Sıkıntılıyım sıkıntılıyım...Sıkıntılardan sıkıntı, öflemelerden öfleme pöfleme beğeniyorum..Hadi diyorum merviş sıkıntılar biraz hafiflesin, biraz kendine gel öyle yazarsın..Şimdi uyuz uyuz yazılar yazıp hem kendinin hem okuyanların içini karartma ... Ama bitmiyor ki mübarek..!

Bir taraftan ülkemin hali bir taraftan benim halim bir türlü düzelemiyor, görünen o ki her ikisinin de kendine gelmesi için zamana hem de uzun zaman ihtiyacımız var...Yani sabırlı olmak, beklemek ve vazgeçmemek lazım...Atar yapmadan sakince ama kararlı davranmak lazım...Tam da benim gibi aslan burcu sabırsız  bir kadına göre bir iş...

Öncelikle gezi olayları,gazetecilerin ve diğer muhalif kişilerin patır patır işten çıkarılması, ardından Mısır olayları ve bu olaylar karşısında devletimizin aldığı tavırlar, bunların üstüne Suriye görüşmeleri ve son olarak da ODTÜ ormanına yapılan hukuksuz ve rant amaçlı saldırı ülkeyi gerim gerim germekle kalmayıp ekonomimizi ve haleti ruhiyemizi de mahvetti.Yapabildiğimiz tek şey hayati tehlikeyi göze alıp gösterilere katılmak ve sosyal medya aracılığıyla görüşlerimizi paylaşmak. Ne yapabiliriz ki ? Demokrasi dediğimiz muhteşem populist sistem bizi sandığa kadar beklemeye mecbur ediyor.... :(

Kendi hayatımla ilgili ise tam bir kaos yaşıyorum.Hayatımın en iyi iş fırsatını yakalayıp eşimle ortak bir karar alarak geçici olarak kalmak üzere İstanbul'a ailemin yanına geldim. Bu plana göre ben işe başlayacağım, E. iş bulup İstanbul'a gelecek,birlikte ev tutup mutlu mesut yaşayacağız.

Buraya kadar herşey mantıklı idi. Tabi ki bnm muhterem kocam İngiltere'de iş bulmasaydı...Adamın ilk etapta iş aramasına sebep olan şey benim kariyer planlarımdaki değişiklik iken şimdi bana ben gideyim sen de gel orda yaşayalım yapması beni benden alıyor!!

Bir taraftan bir aydır bulunduğum şehirdeki trafik, kirlilik, pahalılık ve hoyratlık beni tiksindiriyor, çocuklarımı -şu an düşünmesek bile bir gün olacak elbet- bu pis ve sağlıksız şehirde yetiştirmek isteyip istemediğimden emin olamıyorum , bi taraftan -artık 26 yaşıma geldim,- İngiltere'ye gidip döndüğümde iş bulamamaktan ve kariyer potansiyelimi harcamaktan korkuyorum... Bir taraftan E için 3 sene boş boş Ankara 'da yaşadığımı hatırlayıp fedakarlık yapma sırasının şimdi onda oldugunu düşünüyorum, diğer taraftan onun da bir kariyeri oldugunu ve onun kararlarına saygı göstermem gerektiğini düşünüyorum...Of ki ne of..

Tükendim demiş miydim ?